
Televizyondaki yarışmaların hayatımızda bu kadar büyük yer kaplamaya başlaması BBG zamanlarına tekabül ediyor sanırım. Ondan önce Riziko, Şans Kapıyı Çalınca, 1 Kelime 1 İşlem gibi zararsız, eğlenceli, bilgilendiren yarışmalar vardı. Sonrasında ise BBG, Gelinim Olur Musun, Popstar patlak verdi. İlk başta her şey güzeldi, BBG'deki Melih ve Eray'ın tartışmalarını büyük zevkle izler, Tarık'ın "Of Deli Gönül"ünü bayılarak söylerdik. Sinem ile Ata'nın aşkı, Semra kaynana adlı cazgır kadının bağırıp çağırmaları bizim için büyük bir merak unsuruydu. Popstar'da her hafta kim ne söyleyecek, jüri ne diyecek diye reklamlarda bile çişe gitmezdik neredeyse. Jüri, ah o jüri ilk kez orada karşımıza çıktı zaten.
Yarışmaların se


Bu jüri olayının daha fenası da var elbette: Acun Yarışmaları. Acun Yarışmalarını bilirsiniz, haftanın her akşamı ayrı bir formatta yayınlanan, ama hepsinde Acun'un bir şekilde "Evet şimdi de oylamaya geçelim.. Azra?" "Sergen?" "Hadise?" sorusunu sorduğu, insanların büyük ödülü kazanmak için ter döktüğü şaklabanlıklar bütünü.

Acun'u severdik aslında, Pazar akşamları yayınlanan Acun Firarda'da giydiği Hawaii şortu ve parmak arası terlikleriyle, kötü İngilizcesi, yabancı kızlara yazmasıyla hangimizin gönlünü kazanmadı ki? Ama Acun'un durması gereken nokta oydu. Oydu, ama o bununla yetinmedi. Belki Dünya'da gidecek yer kalmamıştı evet, ama yine de her kutuda 10'dan geriye saymamıza, adadaki kızların acaba kişisel bakımlarını nasıl yaptığına kafa patlatmamıza, yılanlarla dolu bir havuzda yüzmeye çalışan insanları izlememize değer miydi? Kutudan büyük çıktığında istisnasız her yarışmacının dirseğini turuncu masaya dayayarak yüzünü ellerinin arasına gizleyip üzülmüş numarası yapmasına maruz bırakılmış bir nesiliz biz. Ada konseyinde elenen yarışmacının meşalesinin söndürülmesini gördük hatta. Fear Factor'de kaç örümcek yendi, kaç böcek yutuldu konusuna hiç girmiyorum bile. (şu videoyu bir izleyin de görün, böyle rezillik olamaz.)

Bu sezon olay iyice çığrından çıktı ve TV8'i işgal eden Okan Bayülgen misali Acun da her akşam başka bir yarışma yapmaya başladı. Geçen sezonlardan da bildiğimiz Yetenek Sizsiniz, ülkedeki Micheal Jackson taklidi yapan insanların hepsinin bir kere sahneye çıkmasından sonra, yerini Mehter takımlarına, org çalan küçük kızlara ve Dilber Hala taklidi yapan komikçilere bıraktı.

Hadi oraya çıkanlar küçüklüğünden beri etrafındakiler tarafından çok güzel bir sesi olduğuna inandırılmış veya sağ eliyle sol elini aynı anda ters yönlere çevirmekle büyük ödülü kazanacağını düşünen, gaza gelmiş birer vatandaş diyelim. Peki o "jüri"ye ne demeli? Acun, tamam belki ticari zekan yüksek, yurtdışından format getirmekte üstüne yok; Hülya Avşar, sen İbrahim Tatlısesin bıyıklarıyla öpüşme ve klibinde popo sallama konusunda bir numarasın; Sergen, sen ki jübileni bile yapamadan futbolu bırakmandan önce Türkiye'deki bütün takımları gezmiş, en son Anadolu'da gidecek takım kalmadığında emekli olmuş bir zamanların ünlü futbolcususun. Peki siz oraya oturunca neden hepimiz size dünyanın en yetenekli yetenek avcıları gibi bakıyoruz? Hülya Avşar düet yapan iki kızın hangisinin sesinin tiz olduğunu ayırt edemezken ondan alınacak ne gibi bir cevap bizi Türkiye'nin En Yetenekli İnsanı'na götürebilir? Hayır dostlarım, seyircilerden aldığı alkış çoksa evet, azsa hayır diyen bir Acun'un ve çıkan herkese "Sen şimdi n'aptın ben anlamadım"dan öte bir yorum yapmayan Sergen'in jüri olduğu bu yarışmayı izlemeyi reddediyorum.
Olay Yeteneksizsi


Son olarak da Yok Böyle Dans var. Acun ne yaptı etti sonunda kendini o jüri koltuğuna oturttu, yanına da entellektüelliği ve Dünya Güzelliğiyle saygımı kazanmış, Kıvanç gibi bir sevgili ile combo yapmış Azra Akın'ı aldı. Şimdi Türkiye'de dans konusunda bilgi sahibi olan çok az insan olduğu ortada, daha önceki yarışmalarda Yonca Evcimik ve Asena bile jüri olmuştu. Ancak bu eksikliği neden kendinle, Azra'yla dolduruyorsun Acun? Z sınıf ünlülerin yarıştırıldığı (bir Buzda Dans vardı hatırlarsanız, Zeynep Tokuş'tan Atilla Taş'a unutulmuş tüm ünlüler oradaydı) bu programların sonu ne zaman gelecek merakla bekliyorum.
Ülkemiz televizyonlarında peydah olan bu yarışmalar artık hayatımızda önemli bir yer kaplıyor. Ancak bu yarışmalar bizi gerçeklikten uzaklaştırıyor. Şehit haberlerine bir kere üzülen halk, her hafta elenen yarışmacılar için ağlıyor. Kendisinin ne olduğu belli olmayan "jüri" üyeleri, ünlü olma hevesiyle oraya gelmiş insanların hevesini tuzla buz ederek veya daha da kötüsü onları birkaç aylığına baş tacı edip sonra unutarak hayatlarına darbe vuruyor. Biz ise oturduğumuz yerden bunları izliyor, kendi istekleriyle bir adada toplanmış aç kalma numarası yapan insanlara üzülüyoruz. Yeteneksizler yarışmasında Micheal Jackson'ın kemiklerini sızlatanlara oy atıyoruz. Hayatında ilk kez sahneye çıkmış ve kendisine arkasını dönük 4 koltuktan gelecek "tısss" sesiyle yırtmayı planlayan insanların umutlarının yıkılmasına şahit oluyoruz. Biz, bunların hepsini kendimiz yapıyoruz.
3 yorum:
Özletmişin kendini.Yahu bu kadar laf söylüyosun birde hepsini izliyorsun çıkar hayatından televizyon denen aptal kutuyu.Televizyon insanı aptallaştırır sahip olduğun özellikleri elinden alır bir mumya gibi bakıp durursun sadece.Bence senin gibi kaliteli bir insanın bu programları kaale alması bile insana garip geliyor.Sen bunları izliyorsan halk ne yapsın be görkem.
Hahah valla yoruma sevinsem mi uzulsem mi bilemedim. Televizyon hakkinda soylediklerinizde haklisiniz, benim hakkimdaki sozleriniz icin de tesekkur ederim. Direkt savunmaya gecmis gibi olmayayim ama yaziyi yazarken normalde izlemedigim programlarin videolarindan yararlandim, ama elbette Acun yarismalarini hic izlemedim diyemem. Sadece varmisinyokmusuna katlanamiyordum, onun disinda evde bos oturdugum aksamlarda denk gelen ne varsa bakiyorum. Hem aksam ustu yayinlanan yarismalar da cayin yanina iyi gidiyor:) Onun disinda tv'de sevdigim iki turk dizisi var, ikisi de ayni gun ayni saatte. Ben de hangisini izlesem diye ikileme dusup ikisini de izleyemiyorum cogu zaman, yabanci dizilerin divxini indiriyorum genelde.
Yazdıklarında çok haklısın çok..:))
Sevgiler.
Yorum Gönder